HÜRRiYET
KORKTU, BiZ YAZIYORUZ
Hürriyet
Genel Yayin Yönetmeni Ertugrul Özkök’ün, Istanbul’da
cami kapisina kötü niyetle asildigini iddia ettigi ve haber
yapmaktan son anda vazgeçtigi Maide Suresi’nin 51’inci
ayeti, “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hiristiyanlari dost edinmeyin...”
diye basliyor.Kur’an’a
AB operasyonuMüslümanlarin,
Yahudi ve Hiristiyanlara uymamasini ve yönetici edinmemesini emreden
ayetler, gözlerden kaçirilmak isteniyor. Dinlerarasi diyalog safsatasi, ilimli Islam, Avrupa Birligi vs. aldatmacalariyla
müslümanlar üzerinde çalisma yapanlar, isi ayetleri
halktan saklamaya kadar vardirdi.
Hürriyet muhabirinin, Maide Suresi’nin
51. ayetinin cami kapisina asilmasiyla ilgili sorusuna Eminönü
Müftüsü Muharrem Bilgiç’in verdigi, “Her
ayet her yere yazilmaz” cevabi olayin vehametini ortaya koyuyor...Kur’an
yasakliyor Halkin
Yükselisi Partisi Genel Baskani Prof. Dr. Yasar Nuri Öztürk,
Maide Suresi 51’inci ayetinin tefsirinde kullandigi “gönül
dostu” ibaresinin “veli” anlaminda oldugunu vurgulayarak
söyle dedi: “Bu ayette, Müslümanlarin, Yahudi ve
Hiristiyan toplumlari islerinin basina geçirmesi ve islerini bu
toplumlara teslim etmesi açikça yasaklanmistir. Kur’an-i
Kerim’de bu ifade hem isim hem de fiil olarak kullanilmistir..”SUNUS Yahudileri
ve Hiristiyanlari dost edinmeyin” ayetinin, Eminönü’nde
bulunan bir caminin kapisindaki tahtaya yazilmasini, Hürriyet Gazetesi
Basyazari Ertugrul Özkök, “Siz bu haberi verir miydiniz”
basligi altinda okuyuculariyla paylasmis. Müftülükten ve
Diyanet’ten alinan görüsleri aktarirken, kendisi gibi
bazi arkadaslarinin, bu haberin ’manset’ yapilmasi yönünde
görüs beyan ettigini ifade etmis. Bir grup arkadasi, haberin
içeriden küçük olarak görülmesini, diger
grup ise “Burada ayeti tartisamayiz” diyerek haberin hiç
verilmemesini savunmus. Sonuçta, hiç istememesine ve o ayetin
cami kapisina kasitli olarak yazildigini öne sürmesine ragmen,
bu haberi gazeteden çikarmaya karar vermis. Ancak biz, Ertugrul
Özkök’ün gazeteye koymadigi, fakat kösesinde
okuyucularina aktardigi bu olayi,
bir haber degil dizi olarak sunmayi uygun gördük.
Dizimizde,
Avrupa Birligi ve ABD’nin, Allah’in ayetlerini sansür
harekatinin ince ayrintilarini ele alacagiz.Allah’in
âyetlerine tahammülleri yok‘Allah
katinda din Islamdir’ ayetini hutbelerden çikartan AB’nin,
Kur’an-i Kerim ayetlerini sansür harekati araliksiz sürüyor.Kur’an,
teslimiyetçiligi yasaklamasina ragmen, AB ve ABD’nin dayatmalarina
boyun egen AKP iktidarinin, ayetlere ve camilere el atmasi dikkat çekiyor.Avrupa
Birligi ve ABD’nin baskisi sonucu “Allah katinda yegane din
Islamdir” ayetini hutbelerden çikaran AKP hükümetinin
’ayet yasagi’ yeni boyut kazaniyor. Bu defa bir caminin kapisina
yazilan Maide Suresi’nin 51. ayeti, sessiz sedasiz kaldirildi. Hürriyet
Gazetesi Basyazari Ertugrul Özkök, bu olayi kösesine tasiyinca,
konu yeniden kamuoyunun gündemine tasindi. Iste AB ve ABD’yi
rahatsiz eden ayet: “Ey Inananlar! Yahudi ve Hiristiyanlari dost
edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlaridirlar. Sizden kim onlari dost
edinirse, kuskusuz o da onlardandir.” AKP iktidarinin, AB ve ABD
karsisinda sergiledigi tam teslimiyetçi politikaya tepki Kur’an
meallerinde de kendini gösteriyor. “Diyalog” karsiti
ilahiyatçilar ile “diyalogculari”n tefsirleri arasindaki
fark da günyüzüne çikiyor.
Önemli
nüanslar Hasan
Tahsin Feyizli, Feyzül Furkan isimli Kur’an-i Kerim mealinde,
bir çok mealde bulunmayan bir vurguyu yapiyor. Feyizli, Maide Suresi’nin
51. ayetini, “Ey iman edenler! Yahudileri ve hiristiyanlari veli
(sirdas, dost ve idareci) edinmeyin. Onlar (ancak) birbirlerinin yar ve
yardakçisi (Islamin da düsmani)dirlar. Kim onlari (ve ayni
zihniyette olanlari) veli edinirse, o da onlardandir. Süphesiz Allah
(böylece kendilerine ve müslümanlara) zulmeden toplumu
dogru yola eristirmez” seklinde tefsir etti.Feyizli
bu tefsirle bir tartismanin da kapisini araladi. Feyizli’nin “veli”
kelimesini anlatabilmek için yaptigi “sirdas, dost ve idareci”
vurgusunun, AB ve ABD’ye tam teslimiyetin yasandigi bir döneme
denk gelmesi tartismayi daha da anlamlandirdi. Özellikle “diyalogcu”lar
“veli” kelimesinin karsiligini “sirdas, dost ve yaran”
olarak vermekle yetinirken yapilan “idareci” vurgusu yasanan
teslimiyet sürecine bir tepki olarak algilandi.
Çok
sayida ilahiyatçi da bu vurgunun yerinde ve dogrusunun bu oldugunun
altini çizdi.
Ilahiyatçi
Prof. Dr. Suat Yildirim da Kur’an-i Hakim ve açiklamali Meali’nde
Maide Suresi’nin 51’inci ayetini Feyizli gibi, “Ey iman
edenler! Yahudi ve Hiristiyanlari veli edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin
velisidirler” seklinde tefsir ediyor. Ünlü Kur’an
tefsircisi Elmali M. Hamdi Yazir ise Kur’an-i Kerim mealinde “veli”
yerine “yar, yaran” ifadesini kullaniyor. Dinler arasi diyalogu
savunanlar, Elmali M. Hamdi Yazir’in Kur’an-i Kerim mealinin
dikkate alinmasi gerektigini savunuyor. Diyalogcular, Maide Suresi’nin
söz konusu ayetinin diger tefsirlerinin ise “Kur’an-i
Kerim’in katledilmesi” anlamina geldigini öne sürüyorr.
Güdücü-yönetici
yapmak yasaklanmistir Nusrettin
Boleli’nin Niyazi Beki Kur’an-i Kerim ve Meal-i Icmali’nde
de “veli” kelimesi yerine “dost” ifadesinin kullanilmasi
dikkat çekiyor. Prof. Dr. Yasar Nuri Öztürk ise “veli”
yerine “gönül dostlari” ifadesini tercih ediyor.
Öztürk, eserinin son baskisinda bir kesme isareti ile “gönül
dostlari” ifadesini su sekilde açikliyor: “Kim onlari
islerinin basina getirirse, o da onlardandir” Kur’an-i Kerim’de
bir kelimenin pek çok manaya gelebildigini hatirlatan Prof. Dr.
Yasar Nuri Öztürk, Maide Suresi 51’inci ayetinin tefsirinde
kullandigi “gönül dostu” ibaresinin “veli”
anlaminda oldugunu kaydetti. Prof. Öztürk, *Basta Ehli Kitap
toplumlar (Yahudi ve Hiristiyanlar) olmak üzere, Islam’a ve
Müslümanlara kötülük yapmis toplumlari ve kisileri
dost edinmek, hele hele onlari güdücü-yönetici mevkiine
getirip Müslümanlarin islerini ve iplerini onlarin eline vermek,
Allah’in öfkesine çarpilmanin temel sebeplerinden biridir.
Bu ayette, Müslümanlarin, Yahudi ve Hiristiyan toplumlari islerinin
basina geçirmesi ve islerini bu toplumlara teslim etmesi açikça
yasaklanmistir. Kur’an-i Kerim’de bu ifade hem isim hem de
fiil olarak kullanilmistir” diye konustu. Bu çerçevede,
Türkiye’nin özellikle AB tutkusunun irdelenmesi gerektigine
isaret eden Prof. Öztürk, sunlari söyledi:Felaket
getirir“AB
ve ABD gibi zulüm, riya, sömürü toplumlarini, onlarin
içine girip üyesi olmak (Kur’an’in deyimiyle,
içlerine dalmak) suretiyle is ve emanetlerin basina getirmek Müslüman
kitlelerin egemenligini onlarin eline vermek, Kur’an-i Kerim’in
degisik baglamlarda dikkat çektigi büyük felaketlerdendir.
Islam tarihinde bu felakete devlet adami olarak ilk dikkat çeken
önder de Mustafa Kemal olmustur.”***
BAKARA
120 ne diyor Ayni konuda Bakara suresi 120. ayetinde söyle buyruluyor: Sen
dinlerine uymadikça, ne Yahudiler ve ne de Hiristiyanlar asla senden
razi olmazlar... Eger onlarin arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmis
ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardimci vardir.***AB
ve ABD istemis, hutbeler degismisti AVRUPA
Birligi ve ABD hutbelere bile müdahale etmislerdi. AB Türkiye
Delegasyonu Baskani Hans Jörg Kretschmer’in bizzat, dönemin
ABD Büyükelçisi ABD Savunma Bakan Yardimcisi Eric Edelman’in
ise mektup yazarak, her cuma camilerde okunan Ali Imran Suresi’nin
19. Ayeti, “Allah Katinda Yegâne Din Islam’dir”
ayetinden duyduklari rahatsizligi bildirmislerdi.
Edelman, Diyanet’den
sorumlu Devlet Bakani Mehmet Aydin’a bir mektup yazmis, Hiristiyanlara
tehdit olarak algilanan ayetin hutbeden çikarilmasini istemisti.
Kretschmer bu konudaki rahatsizligini bizzat iletmisti. Camiler yikilirken,
kiliseleri onaran AKP hükümeti de, dayatmalara boyun egerek
hutbelerde bu ayete yasak getirmisti. Skandal düzenleme Din Isleri
Yüksek Kurulu’nun hazirladigi yeni “Hutbe Degerlendirme
Kilavuzu” ile ortaya çikmisti. Yeni düzenleme dogrultusunda
artik imamlar cuma hutbelerinde söz konusu ayeti okumuyor. Bunun
yerine “Tövbe eden hiç günah islememis gibidir”
hadisi okunuyor.
Iste
Ertugrul ÖZKÖK’ün yazisi;
Siz
bu haberi verir miydiniz Geçen
sali günü Hürriyet yazi islerinde iki saate yakin süren
bir tartisma yasadik. Bu tartisma sonunda, hayatimin en zor kararlarindan
birini aldim ve bir haberi sayfanin üzerinden çikardim.
Ancak dün Malatya’da bir yayinevinde öldürülen
üç kisinin durusmasiyla ilgili haberleri okurken, yasadigimiz
bu tartismayi ve aldigim karari sizlerle paylasmak istiyorum.Sali günü ögle gündemimize çok ilginç
bir haber geldi.
Olay
Şu:
Istanbul’un en turistik ilçelerinden Eminönü’nde
bir cami var. Söz konusu cami, Gülhane’de 1769’da
Sultan III. Ahmed’in kizi Zeynep Sultan tarafindan mimar Mehmed
Tahir Aga’ya yaptirilan tarihi Zeynep Sultan Camii. Iste bu caminin
kapisindaki tahtaya önceki hafta el yazisiyla bir ayet yazildi.
Buraya kadar normal. Diyanet Isleri Baskanligi, cami kapilarina güzel
ayetlerin asilmasini tesvik ediyor.***Ancak
söz konusu caminin imami, bakin kapiya hangi ayeti asmayi uygun bulmus:
Maide Suresi’nin 51’inci ayeti aynen söyle diyor:
“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hiristiyanlari dostlar edinmeyin.
Onlarin bazisi, bazisinin dostlaridirlar. Içinizden kim onlari
dost edinirse süphe yok ki, o da onlardandir. Muhakkak ki Allah o
zalimleri hidayete, dogru yola iletmez.”
Bir
arkadasimiz caminin önüne gidip, kapidaki tahtanin önünde
fotograf çektirmis.
Sonra Zeynep Sultan Camii’nin bagli oldugu Eminönü Müftüsü
Muharrem Bilgiç’i arayip ondan görüs almis.
Eminönü
Müftüsü sunlari söylemis:
“Günlük sikinti veya ihtiyaca göre ayet ya da hadis-i
serifleri hoca efendilere söylüyoruz, yaziyorlar. Maide Suresi’nin
51. ayetini biz belirlemedik. Ben hocaefendiyi hemen arayacagim. Bir ihtar
yazisi yazip hemen kaldirttiracagim. Kuran ayetlerini tartismayiz. Ama
her ayet her yere yazilmaz.”
Buna karsilik Istanbul Müftü Vekili Ömer Kardas ise, camilerin
kapilarina yazilacak ayet veya hadisleri ilçe müftülüklerinin
belirledigini, ancak böyle bir ayetin seçilip yazilmasini
dogal karsiladigini belirtip sunlari söylemis:
“Bu ayette Müslümanlara Yahudileri ve Hiristiyanlari inançlarindan
dolayi kendilerine yakin görüp dost edinmeleri yasaklanmakta,
onlarin kendi inanç ve degerlerine siki sikiya bagli olmalari istenmektedir.
Turistik bir cami diye Kuran-i Kerim ayetlerini asmayacak miyiz?”
Durum böyle tartismali hale gelince bu defa Diyanet Isleri Baskanligi’na
basvurduk. Diyanet Isleri Baskan Yardimcisi Izzet Er sorumuz üzerine
konuyu inceletip, su cevabi verdi: “Baskanlik olarak Kuran ayetlerinin
halkin anlayacagi tarzda, camide bir panoda yazilmasini tesvik ediyoruz.
Bu hususta genelgemiz de var. Müftülükler cami görevlilerini,
Kuran’dan uygun gördügünüz ayetleri yazin, tarzinda
talimatlandiriyor. Her camide ayni degil.
Imamlarin seçimi farkli
olabiliyor. Güncel olan, dini aydinlanma ve bilgi bakimindan isik
tutan ve cemaatin bilmesinde fayda mülahaza ettiklerimize öncelik
vermelerini vurguluyoruz. Takdir edersiniz, her görevli ayni maharet
ve basariyi gösterme durumunda olamiyor. Biz Istanbul Müftülügü’ne
talimat verdik. Müftü Bey’in o imam hakkinda gereken ikazi
yapacagina inaniyorum ben. Kesinlikle Hiristiyan ve Yahudi vatandaslarimiza
karsi öyle bir tavrimiz yok. Zeynep Sultan Camii’ndeki yaziyi
dogru bulmadik. Daha baska, güncel seyler yazilabilirdi.”***Aramizda
tartisma basladi.
Bazi arkadaslarimiz, “Böyle sey olmaz. Bunu mansete tasimamiz
ve karsi çikmamiz gerekir” dediler.
Bazi arkadaslarimiz, manset yapmayalim ama içerden mutlaka verelim
görüsündeydi.
Üçüncü bir grup arkadasimiz ise, haberin hiç
verilmemesini savunuyordu.
Onlarin gerekçesi de söyleydi:
“Neticede bu bir ayettir. Biz burada ayeti tartisamayiz.”
Benim görüsümü merak ediyorsaniz, onu da söyleyeyim.
Bana göre de bu önemli bir haberdi ve mansetten vermeliydik.
Böyle anlarda genel yayin yönetmenlerinin isi kolay degildir.
Yöneticilik hayatimda söyle bir anlayis gelisti.
Bir haber konusunda böylesine derin bir bölünme varsa,
mutlaka iki üç defa düsünmek lazim.
Bunun aksini yaptigim durumlar da vardir. Bazen riskini yüklenip
“Haberi verelim” dedigim de olur.
Ama burada farkli davrandim ve haberi gazeteden çikarma karari
aldim.***Yine
de bu konudaki görüsümü belirteyim. Elbette Kuran’da
yazili bir ayeti tartismayiz. Ama o ayetin cami kapisina iyi niyetle asildigina
inanmiyorum. Hele hele Malatya’da oldugu gibi, bu ayeti, o günün
konteksinden çikarip, yanlis yorumlayacak eli kanli caniler sokaklarda
dolasirken...
Ayrica haberi de bir meslek içtihadi olabilecek sekilde tartismamizin
yararli olacagini düsünüyorum.
Bu haberi mükemmel şekilde hazırlayan arkadaşlarımızdan da emeklerinin
üzerine oturduğum için özür diliyorum.
* Ertuğrul
ÖZKÖK
|