İHANETİN ŞEREFSİZ ŞANSÖLYELERİ








İŞTE İHANETİN ŞEREFSİZ ŞANSÖLYELERİ..

"Türk basınında Barzani'nin adamı olarak bilinen, eski Maoucu Cengiz Çandar tarafından hazırlanan rapora göre, Türk devleti Kürtlerden özür dilemeli, teröristbaşını muhattap almalı ve dağdakı teröristler için af çıkartmalı."
**************************
Genelkurmay İstihbarat'ın çalışmasına göre, Amerikalı Yahudi para cambazı Soros tarafından desteklenen TESEV adlı örgüt, yine gündemde fakat bu sefer pkkya af çıkarılması ve (SÖZDE) kürdistanın kurulması için.

"Tek dil, tek bayrak" ülküsünü güçlendirecek tek bir satırın bile yer almadığı raporun açıklandığı toplantıya ise MHP dışında bütün partilerin temsilcileri katıldı.

Toplantıya rapora imza atan Cengiz Çandar'ın yanısıra yeni CHP'nin vitrin isimlerinden, bebek katilinin eski avukatı ve partinin Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu'nun katılması dikkat çekerken, diğer isim ise BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekili Aysel Tuğluk oldu. Toplantıda AKP'den ise Milletvekili Galip Ensarioğlu hazır bulundu. Bu isimlerin raporu övmek için birbirleriye yarışmaları dikkat çekti.

ÖNCE PAKER KONUŞTU

Açılışta konuşan TESEV Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker, konferansı gerginlik ortamında yapmamak için 12 Haziran seçimlerinden sonraya bıraktıklarını belirterek, ''Ancak ne yazık ki son 48 saatte meydana gelen gelişmeler, seçimlerden sonra geride bıraktığımızı düşündüğümüz siyasi kriz ve toplumsal gerginlik ortamının sürdüğünü ve belki de artarak devam edeceğini gösterdi'' dedi.

Yaşanan siyasi krizin çözümünde herkese rol düştüğünü anlatan Paker, ''Yeni parlamentonun, yeni hükümetin, siyasi partilerin, medyanın ve sivil toplumun, demokrasiyi korumak ve siyasete sahip çıkmak adına birlikte çözüm üretmesi gerekiyor'' diye konuştu.

Ardından gazeteci Cengiz Çandar'ın, ''Dağdan İniş-PKK Nasıl Silah Bırakır?/ Kürt Sorununun Şiddetten Arındırılması'' başlıklı bir yıllık araştırmasının sonuçlarının tartışıldığı panele geçildi.

Çandar, ''Pkk orunsalının ilk günden bu yana 'terörizm' olarak görüldüğünü ve sorunun üstesinden gelinemediğini'' belirterek, ''Dolayısıyla başka bir yaklaşım tarzı gerekiyor. Burada, bunu bir 'Kürt isyanı' olarak ele almak, dolayısıyla Kürt isyanının nasıl bitebileceğine cevap aramak gerekiyor. Uluslararası tecrübelerin de gösterdiği gibi isyanlar, isyan liderleriyle konuşularak çözülebiliyor. Nitekim bu isyanın lideri olan Abdullah Öcalan'la konuşuluyor olması toplumun da kabullendiği, doğal karşılamaya başladığı bir hale geldi'' şeklinde konuştu.

Araştırmada, Öcalan'la müzakere sürecine çözüm mahiyeti taşıyan 4 pratik sonuca ulaşıldığını kaydeden Çandar, ''Öcalan'la İmralı'da sürdürülen diyalog, sorunu nihai olarak çözme amacına yönelik müzakereye dönüşmelidir. Müzakereler Öcalan'ın geleceği üzerine görüşmeyi de içermelidir. PKK'nın bölünmesi ya da zayıflatılması taktikleri üzerinde yoğunlaşmaktan kaçınılmalıdır. Öcalan'ın pkk üzerindeki otoritesini dağdan inişe yöneltecek birtakım mekanizmalar kurulmalıdır'' dedi.

TANRIKULU: "ANAYASA'YI DEĞİŞTİRELİM"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu da raporun 48 saat öncesine göre daha değerli hale geldiğini söyledi.

Türkiye'deki yargı kurumlarının, özgürlüklerin kısıtlanması noktasında kendilerini çok yetkili gördüğünü ifade eden Tanrıkulu, Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin düşürülmesiyle ilgili olarak ''YSK, 'Bu benim değil, Meclis'in yetkisindedir' deseydi, belki de bu kriz olmayacaktı'' dedi.

Hatip Dicle krizinin aşılması için Anayasa'nın 76. maddesinde değişikliğe gidilmesi gerektiğini belirten Tanrıkulu, ''Eğer bir mutabakat sağlanırsa Anayasayı değiştirmek kolay. Bir yılın üzerinde hapis cezası alanların milletvekili olamayacağına ilişkin madde beş yıla çıkartılır. Dolayısıyla Dicle'nin önündeki anayasal engel de kalkmış olur. Böylelikle iptal edilen mazbata iade edilir'' diye konuştu.

''MUHATAP TÜM KÜRT HALKIDIR''

AKP Milletvekili Galip Ensarioğlu da çalışmanın son 48 saatte yaşanan siyasi krizlerden sonra daha bir anlam kazandığını belirterek, ''Ne olursa olsun çözüm sürecinden kopamayız. Çözüm süreçleri enfeksiyona açık süreçlerdir. Zaten çözüm olmasın diye bunlar oluyor'' dedi. Ensarioğlu, Kürt sorunundaki olası bir çözümsüzlüğün felaket getireceğini kaydederek, ''Türkiye'de çözülemeyecek bir durum yok. Yeter ki çözüm iradesini ortaya koyabilelim'' diye konuştu.

''KÜRTLER PRATİK ADIM BEKLİYOR''

BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekili Aysel Tuğluk da çalışmayı önemli ve çözüme dönük bulduğunu, araştırmanın genel tespitlerin ötesine geçerek, daha somut, tartışılabilir ve kabul edilebilir öneriler içerdiğini kaydetti.

Tuğluk, Kürt sorununun nihai çözümünün anayasal olma zorunluluğu bulunduğunu belirterek, yaşanan sürecin, Kürt sorununun şiddet boyutundan arındırılması için önemli fırsatlar taşıdığını söyledi. Tuğluk, ''Ama aynı zamanda şiddetin tırmandırılması ve kimsenin kazançlı çıkamayacağı bir iç savaşa sürüklenilmesi ihtimali de gözardı edilmemelidir. Rapor bunu tespit ediyor. Katıldığım bir düşünce'' dedi.

Çözüm sürecine girilecekse öncelikle güven meselesinin aşılması gerektiğini vurgulayan Tuğluk, ''Uzun süredir birtakım güzel laflar duyan Kürtler, bunun pratikteki yansımalarının çok farklı olduğunu yaşadıkları için artık söz değil pratik adım bekliyor. KCK davasının düşürülmesi önemli bir jest, önemli bir adım olacaktır. Kürt sorunu, artık gelinen aşama itibariyle bir statü sorunudur, statünün tanınması sorununa dönüşmüştür'' diye konuştu.

TESEV'İ KİMLER DESTEKLİYOR?

Soros'un ana destekçisi olduğu ve 1994'te kurulan TESEV'in yönetim kurulu üyeleri arasında Alarko Holding'in kurucusu İshak Alaton, Mustafa Alper, Yılmaz Argüden, Memduh Hacıoğlu, Ayfer Hortaçsu, Hedef Holding'in kurucusu ve Star Gazetesi'nin eski sahibi Ethem Sancak, Mete Sayıcı gibi isimler dikkat çekiyor.

ASKER MASKEYİ İNDİRİNCE HEDEF OLMUŞTU

Genelkurmay'ın sivil toplum örgütlerinin masaya yatırdığı istibarat çalışması 2007 yılında gündeem bomba gibi düşmüş, iyot gibi açıkta kalan isimler basın aracılığı ile, "Fişlemeci asker, anti demokratik asker" diyerek karşı saldırıya geçmişlerdi. Genelkurmay'ın çalışmasında örgütlerin faaliyetleri tek tek sıralanmıştı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den Rahmi Koç'a, Sabancı ailesinden Eczacıbaşılar'a, Can Paker'den Oktay Ekşi'ye, TÜSİAD'dan TESEV'e kadar kamuoyunca bilinen birçok isim ve kuruluşun gerçek amaçları sıralanmıştı. Andıçta yer alan kişi ve kurumlar, "Türkiye'yi bölmek isteyen ABD ve AB'nin projelerini Türkiye'de yürütmek için birçok fondan yardım almakla" suçlanıyordu. Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Işık Koşaner, Genelkurmay Harekât Başkanı Bekir Kalyoncu ve Bilgi Destek Daire Başkanı Tümgeneral N. Baykul'a gönderilen ve altı bölümden oluşan andıçta çarpıcı ifadeler yer alıyordu.

BİRBİRLERİYLE BAĞLANTILILAR

Genelkurmay'ın raporuna göre sivil toplum örgütlerinin birbiriyle yakın bir işbirliği var. Birbirine zincir halkaları gibi bağlanan bu örgütlenmenin tepesinde ABD başkanına bağlı olan Ulusal Güvenlik Konseyi gösteriliyor. ABD, AB ve Musevilerin Soros Vakfı üzerinden sivil toplum örgütlerine rejimi değiştirmek ve ülkeyi bölmek için yardım ettiği belirtiliyor. Ünlü spekülatör Soros'un Açık Toplum Fonu aracılığı ile desteklediği dünyadaki örgütler, Gürcistan darbesine verdiği destek, Kıbrıs'taki faaliyetleri yer alıyordu.

MALUM ÜNİVERSİTELER

Rapora göre Soros Vakfı ve National Endowment For Democracy gibi vakıflar aracılığıyla Türkiye'deki STK'lara para dağıtıyor. Tabloda bu kurumlarla ilişki içinde olan ve mali destek alan Türkiye'deki kurumlar da sıralanıyor. En başta ise TOBB, TÜSİAD; Adalet, Dışişleri ve Eğitim bakanlıkları, TESEV, Arı Hareketi, Sabancı Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi, Liberal Düşünce Topluluğu, KADER, KAMER, SODEV, ENKA okulları, Umut Vakfı, Robert Koleji, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı yer alıyor.




TIKLA

Durdurulmasını İstedikleri YAYIN
Operasyon gazetesi TARAF
Vatan-ı İhanetin KARE ASI




Tasarim & Grafik:İMECE, TURKIYE
Bu siteyi en iyi IE4.0 ve uzeri browser, 1024x768 ekran genisligi ve yuksek renk modunda izleyebiliriniz.
Her hakki MİLLETİMİZDE saklidir.