|
HAARP: High Frequency Active Auroral Research Program (Yüksek Frekensli Aktif Auroral Arastirma Programi) Bu yazida okuyacaklariniz simdiye kadar çok az duyulmus ve ürkütücü bir projeye ait: "Radyo Dalgalari ile Deprem Yaratma Projesi" HAARP
Nedir? Ilk kez Nicola Tesla tarafindan ortaya atilan "Dünyasal Sabit Dalgalar", dünyanin kendi kendine bir elektrik ürettigi ve uygun konumlarda bu dalgalara erisilerek kontrol edilebilecegi söylemektedir. Tesla bunu ispat etmek için uygun frekanstaki bu titresimleri kullanarak elektrik enerjisini çok uzaklara tel kullanmadan aktarabilmisti. Deneyinde 40Km uzaklikta bir yerde 200 ampülü yakabilmisti. Yine Tesla'nin bir amaci da "Kablosuz Dünya Iletisim Kulesi"ni insa etmekti. Tesla dünya çapinda bir iletisim düsünüyordu, kisacasi bugünün Internet dünyasini tasarliyordu. Fakat bunu kablosuz ortamda gerçeklestirecekti, ama ömrü bu projeyi yapmaya yetmedi.(1856-1943) Tesla konusu basli basina özel bir konu olup arasira bu dahinin görüs ve teorilerinden yararlanacagiz. HAARP'in
Amaçlari: HAARP'in
resmi kaynaklardaki amaçlari: 1-Atmosferdeki
termonükleer araçlari kontrol edecek elektromanyetik vuruslari
gerçeklestirmek. Simdi HAARP karsiti açiklamalara bakalim ve teorileri destekleyen olaylari inceleyelim. 1-Iklimleri
degistirebilir. Yukarida yazanlari tekrar okuyup son 10 yilda yasanan olaylari göz önünüze getirmenizi istiyorum. Akliniza gelen örneklerin sadece basit doga olaylari veya küresel isinmayla açiklanamayacagini bir kez düsünün. Dünyamiz yasadigi sikintilari sadece dogal nedenlerle mi yasiyor, yoksa insan parmagi isin içinde mi? HAARP
ve Doga Olaylari Iliskisi:
"Yaptigimiz sey frekansi degistirmektir. Eger frekansi bir yönde degistirirseniz, enerjiyi dünyanin diger bölümünde hedeflediginiz yerin ilerisindeki atmosfere bosaltirsiniz. Havayi iyonize etmeye basladikça, hava akisi seyrini, jet gidislerini vb. seyleri degistirebilirsiniz. Bu mükemmel bir hava makinasidir. Eger ani bir sekilde bosaltirsaniz, bunun gibi küçük iyonizasyon elde etmezsiniz. Bu kez kivilcimlar ve ates toplari dünyanin yüzeyine bosalacaktir. Bu aletle ileri geri oynayarak, dünya çapinda dev hava degisikliklerine yol açabilirsiniz." 28.Temmuz.1976 yilinda Çin, Tanghan'da yasanan ve 650.000'in üzerinde kisinin ölümüyle ilgili New York Times'da bir yazi çikti. Sarsintidan hemen önce gökyüzü aniden aydinlanmisti. Beyaz ve kirmizi isiklardan olusan bu ates topu 200 mil uzaktan bile görülmüs, birçok agacin yapraklari yanmis ve sebzeler kavrulmustu, tipki 17 Agustos 1999 depreminde oldugu gibi. 1979 yilinda 56 önemli deprem olmus. 1981 yilinda ise bu rakam 71'e yükselmis. Bu tarihte hem ABD, hem de Rusya ELF ericilerini arttirmisti. Burada kisa bir bilgi notu daha düsmek istiyorum. Dünyada büyüklügü 7 ve üzerindeki depremlerin yillara dagilimi: 70 li yillarda 5, 80 li yillarda 5 ve 90 li yillarda 9 dur. Bilim adamlari ne kadar olaylari dogal seyrinde giden bir durum gibi izah etmeye çalissalar bile sismik hareketlerde gerek sayi gerekse büyüklük olarak bir artis vardir. Volkanik hareketlerde, sel ve tayfunlardaki artislari da güncel haberleri takip edenler görmektedir. Dünyamiz adeta bir kabuk degistirmektedir. Bu olaylarin ortaya çikmasinda insanlarin ne kadar etkisi olmaktadir. Yer altinda yapilan nükleer patlamalarin, dünyanin çok farkli yerlerinde volkanik ve sismik hareketlere neden oldugunu artik biliyoruz. Zaten bu nedenle denemelere son verildi. Ama dünyamizin dengesini ve dogal gidisini degistiren HAARP ve benzeri sistemler halen kullanilmaktadir. Isin tehlikeli bir yönü de yaratilmak istenen küçük ve kontrollü atmosferik ve sismik olaylarin kontrolden çikacagidir. Buna domino tasi etkisi de denmektedir. Örnegin Ankara'dan Istanbul'a uzanan bir domino tasi dizisi yapalim. Bir tasi devirdigimizde sirayla Istanbul'a kadar uzanan taslar devrilir. Fakat bu taslarin gittikçe büyüdügünü düsünelim ve Istanbul'daki son tas 1 ton agirliginda olsun. Küçük bir domino tasini Ankara'dan devirdigimizde 1 ton agirligindaki son tas yikildiginda ortaya çikan enerji ilk verdigimiz enerjiden kat kat büyüktür ve bilim adamlari özellikle sismik olusumlarda bu tip küçük tetiklenmelerin büyük sarsintilar meydana getirebilecegini kabul etmektedir. Teknik bilgiler içeren bu yazidan sonra HAARP (Kiyamet teknolojisi) isimli kitaptan alinma emekli bir subayin açiklamasini okuyun.(bu kitabin tamamini okumanizi tavsiye ederim.)
Saat gecenin üçüydü ve insanlar can havliyle kendilerini evlerinden disari atarken sanki bir kiyameti yasiyor gibiydiler. Belkide insanlarin çogu, ölümün kendilerine ne denli yakin olabilecegini ilk defa bu denli yakindan gördüler. Donanma
komutanliginin görkemli devir teslim törenine mütakip,deprem
hiç beklenmedik bir zamanda, ansizin çikagelmisti. Iki firkateyni
gece boyunca aydinlattigi orduevi yerle bir oldu. Milyarlarca liralik
havai fiseklerin aydinlattigi Gölcük semalari bir kaç
saat sonra bilimadamlarinin "deprem isimasi" dedikleri ancak
hala ne oldugu tam olarak anlasilamayan bir "sey"le aydinlandi.
Bir kaç saat sonra, o unutulmaz ugultunun ardindan bütün
Türkiye derin uykusundan uyandi. Depremin merkez üssünün Gölcük Donanma Komutanligi oldugunun resmen açiklanmis olmasi, dergide yer alan ifadeleri daha da sasirtici kiliyordu. Depremin merkez üssünün Türkiye Cumhuriyeti'nin bagmsizliginin sembolü olan bir askeri üs olmasi kuskusuz ilginçti. Furkan
dergisinin Temmuz sayisinda, yer alan ifadeler aynen söyleydi: "Mesela
basina verilmeyen, ancak istihbarat kapsaminda edindigimiz bilgilere göre,
Gölcük askeri tesislerinde oldukça garip olaylar meydana
gelmektedir. Kapilar kendi kandine açilmakta, mühimmat depolari
içinde, siyahi ziyaretçiler görülmekte, arabalar
durduk yerde çalismakta..." Bu dergide yer alan ifadeler,
depremden tam bir ay önce yazilmisti. Ancak
bu teoriler arasinda en akla yatkin olan Feture Times'da yayinlana arastirma
dizisinde yer alan hikayeydi. Bu seneryoya göre, San Andreas fay
hattinda meydana gelebilecek büyük bir depremin Amerikan ekonomisine
çok büyük zarar verecegini bilen ABD, yer kabugundaki
degisimleri izliyerek, daha deprem olusmadan tektonik katmanlar arasinda
artan basinci degisik noktalardan patlatip bosaltarak, büyük
depremi küçük depremler haline dönüstürmenin
yolunu bulmustu. Yillar önce Sirp asilli Amerikan bilimadami mucit
Nicolas Tesla tarafindan gelistirilen bu "düsük frekansli
elektromanyetik isinimla yüksek enerji nakli" teknigini,hem
Ruslar hemde Amerikalilar uzun zamandir bir silah olarak kullanmanin yolunu
ariyorlardi. Bu yöntemle çok uzaktan, hatta uzaydan genis
alanlarda tahribat yapabileceklerdi. Ancak Pentagon yillardir çok
güçlü bir silah gelistirmek amaciyla üzerinde çalistigi
bu projeyi, bir yandan da barisçi "deprem indirgeme"
sistemine uygulamak suretiyle tepkileri azaltmayi ve fonlama devamliligini
saglamayi amaçliyordu. Bu nedenle proje önce Avusturalya'nin
çiplak ve seyrek nüfuslu kirsal bölgelerinde denendi
ve gelistirildi. Daha sonra bunun deprem bölgelerinde denenmesine geldi sira. Degisik zamanlarda Kafkaslar'da Okyanus tabaninda ve Güney Amerikadaki Ant daglarinda tektonik uyarilar verilmek suretiyle endüktif deprem yaratma konusunda büyük adimlar atildi. Bu arastirmalar Amerika'da HAARP ve diger askeri tesislerin kumanda merkezlerinden yürütülüyordu. Bu arada Türkiye, Japonya ve benzeri deprem bölgelerinde sismik ag sebekeleri kurularak bu bölgelerin tektonik verileri saniyesi saniyesine devasa bilgisayarlarin kayitlarina gönderilmeye baslandi. Universiteler ile ortak projeler gelistirilerek yüzlerce bilim adamina Amerikada deprem konusunda arastirma yapma bursu verildi. Ancak projenin gizliligi esasti. Bu nedenle tüm iliskiler paravan arastirma kurumlarinca yürütüldü. Ancak zaman zaman bilgi sizintisina da olanak verilerek halkin bu konuda genel fikri olmasi istendi. Kobe'de ve daha baska yerlerde meydana gelen depremlerin arkasindaki gariplikler halkasi bu sekilde bazi çikar gruplarini, töre ve mafya örgütlerinin isi gibi gösterilmek istendi. Bundada büyük ölçüde basarili olundu. Ve gün geldi bu sistem Türkiye'de denenmek istendi. Bölge zaten bu amçla yillardir sismik espiyonaj altindaydi. Nitekim gelismeleri dikkatle takip edenler depremden hemen sonra milli istihbarat teskilatinin girisimleriyle türk telekomun Türkiyenin sismik bilgilerini pentegona ileten nato üssünün iletisimini nasil kestigini hatirliyacaklardir. ABD'nin asil hedefi kuzey anadolu fay hattindaki deneyden elde edecegi bulgulari San Andreas fay hattinda uygulamaktir. Bu iside çok yüksek askeri gizlilik tasidigindan yürütme isi Israilli uzmanlara verilmistir. Gerekli makina ve donanim gizlice denizaltilarla Gölcük üstüne getirilerek yeralti-denizalti korunaklarina kuruldu. Türk makamlari durumdan detay baz''a haberdar degildi. Bunu Israillilerle yürütülen askeri tatbikatin bir parçasi olarak düsünüyorlardi belki de. Israil'le erikalilar gece sartlarinda elektro sismik haberlesme tatbikati yapacaklardi. Deney basarili olacagindan sonunda kimse normaldisi bir seyin oldugunu farketmeyecekti. Bu amaçla Gece Sahini Tatbikati'niin (Operation Night Hawk) saat 03:00'te baslamasi planlandi. Gece saat tam 03:00'te dügmeye basilacak ve Gece Sahini devreye alinacakti. O an uzay filmini andirir devasa cihazlar çalismaya basliyacak ve 1-2 dakika içinde de olusturduklari muazzam enerjiyle Marmara'nin altindaki tektonik tabakayi zayif yerlerinden kirip, aylardir olusan basinci disari atacaklardi. Böylece büyük bir deprem önlenmis olacakti. Ama o gece sabaha karsi bir seyler yanlis gitti. Ve beklenen gerçeklesmedi. Hersey bir anda olup bitmisti. Doga kendini yönetmeye kalkanlardan bir kez daha intikam almisti. 45 saniye süren deprem, beklenenin 10.000 kat üstünde bir güçle gelmisti. Heryeri bir anda yerle bir etmisti. Zayiflayan ve titreyen elektrikler az sonra geri geldiginde, gece saat 03:05'I gösteriyordu. Daha bir kaç dakika öncesine kadar korunagin içinde sampanya patlatmayi bekleyenler, simdi korkudan buz gibi donmus, hareketsiz ayakta duruyorlardi. Kimsenin agzini biçak açmiyordu. On binlerce insan, çoluk çocuk, o an enkaz altinda can çekisiyor veya cansiz yatiyordu. Bu düsünce ile hepsi ürperdi. Bu tarihin en büyük felaketiydi; hemde insan eliyle yaratilan... Sessizligi Israilli komutanin buz gibi emri bozdu: "Lets pack! We're moving out! Call operation Q! Right now! Immediately! Stop whinning! Move, move, move!" (Toplanin!Kaçiyoruz! Q planina geçiyoruz... Simdi.. Hemen! Hadi, hadi!!!) Iste o andan sonra çantalardan çikan "Q plani çalismaya basladi. Ilk önce bölgedeki tüm haberlesme ve elektrik enerjisi felç edildi. Ilk 3 dakika içinde Israil Baskani Barak ve Birlesik devletler Baskani Clinton ile irtibat kuruldu. O anda Israil'de Ben Gurion'un Lod askeri havaalanindan 4 adet savas uçagi esliginde 2 nakliye uçagi havalaniyordu. 2 dakika sonra da israil deniz kuvvetleri ve NATO Güney Deniz Saha Komutanligina bagli tüm birlikler DEFCON-4 acil durumuna geçirildi.. Amerikan 6'nci filosuna bagli gemiler de rotalarini Istanbul'a çevirmek için Pentegon'dan emir aldilar. Bu arada ilginç bir sey daha olmustu. Depremle ilgili haberler birbiri ardina gelirken, bir haber önce görünüp sonra kayboldu. 20 Agustos Cuma aksami televizyonlar bir Israil uçaginin Ataköy açiklarinda denize düstügünü duyurdu. Ancak bir süre sonra haber kesildi ve uçagin akibeti ile ilgili bir daha haber alinamadi. Olaydan bir gün sonra Deniz Kuvvetlerinden bir dostum beni aradi ve bu olayda bir takim soru isaretleri bulundugunu, bu konunun perde arkasini arastirmami rica etti. Kisa süre sonra ulastigim bilgiler, gerçekten ilginçti. Uçak, düstükten kisa süre sonra teknesiyle o sirada Ataköy açiklarinda olan balikçi Abdullah kaptan tarafindan kurtarilmisti. Abdullah Kaptan olayi su sekilde anlatmisti: "Uçagin düstügünü görünce derhal yardima gittik. Uçagin kanatlari yara almisti. Hemen uçagi bagladik ve Zeytinburnu limanina çektik. Tesekkür beklerken küfür yedik. Ne oldugunu bile anlamadik." Bu konu o gece o bölgede görev yapan Sahil Güvenlik 4. Botunun sorumluluk alanindaydi. Arastirmalar Sahil Güvenlik'in bu konuyla ilgilenmedigini ortaya çikardi. Olay yerine gelen televizyon ekipleri ise sasirtici bir sekilde çekim yapmaktan vazgeçmislerdi. Daha sonra uçagi Zeytinburnu'na yanastiran balikçi Abdullah Kaptan olayi Kumkapi'daki Gümrük muhafaza iletti. Kisa süre sonra tutanak tutuldu. Ancak Gümrük muhafaza da tutanak tuttuguna pisman oldu. Uçagin sahibi Israil asilli biriydi. O gece ne oldu ise bir türlü anlasilmadi. Deprem için 1900'lerin basindan beri Nicola Tesla adindaki Sirp asilli bilimadaminin bulusu olan "elektromanyetik endüksiyon teknigi" (Tesla Makinesi) kullanildi. Tesla makinesi'ni nasil çalistigi hala bir sir, ama Amerikalilar'in uzun zamandir bu makine üzerinde çalistiklari biliniyordu. Tesla, ilk olarak ilkel bir düzenek ile 1908 yilinda Sibirya'da Tsunga bölgesinde bir deney yapmis ve burada meydana gelen patlama sonrasi olusan çevre tahribati korkunç boyutlardaydi. Hirosima'nin 40.000 katina yakin enerji açiga çikmisti. Patlamanin etkisi kilometrelerce kare alana yayilmisti. Ancak ortada en ufak bir krater veya metal kalintisi yoktu. Bu durumda bir göktasinin düsmüs olmasi ihtimali ortadan kalkiyordu. Bilimadamlari Tsunga'da ne oldugunu hala tam olarak çözmüs degillerdi. Ancak yillardir Avustralya'da karada, açik arazide ve Kaliforniya'da da suüstü ve sualti askeri tesislerde bu deprem (Tesla)makinesinin denenmekte oldugu da sir degil. Buradaki
garip tabiat olaylari ve sik sik olan depremler ile bilgiler internetteki
sitelerde bile yer almakta. Ancak baslangiçta askeri amaçli
olarak gelistirilen bu acayip doga silahi daha sonra kaynak sorunuyla
karsilasinca barisçi amaçlarla da kullanilacak sekilde adapte
edildi. (Tipki atom bombasi ve TNT gibi.) Makinenin Kaliforniya'da San
Andreas fay hattinda olacak muhtemel bir deprem öncesi kullanilmasi
düsünüldü. Tesla makinesi sayesinde fay hattindaki
enerji birikimi çok yüksek düzeylere çikmadan,
gerilim daha küçükken,suni depremlerle desarj edilerek
bosaltilacak ve böylece büyük deprem önlenecekti.
Ancak teorinin denenmesi ve deneylerle gelistirlmesi gerekliydi. Hata
ve kusurlarin asgeriye indirilmesi sartti. Bunun içinde San Andreas
fay hattina benzeyen fay hattiyla, çatal yapan fay gruplarina ihtiyaç
duyuluyordu. Bu fay grubu ise Türkiye'deki Kuzey Anadolu fay hattiydi.
Geometrisi ve jeolojik yapisi ayni San Andera karakterindeydi. Kuzey Anadolu
fayi, tipa tip birbirine benziyordu. Bu fay üzerinde yapilacak bir
ön desarj deneyi Californiya'daki gelecekte olacak depremler için
çok sey ögretebilecekti. Amerika bu amaçla yillarca
deney yapti; bu ve buna benzer deprem bölgelerinde. Pentegon açisindan
da bulunmaz bir nimetti bu. Kanadali bir bilimadami her nasilsa bu gizli verilere ulasarak, bölgede bir deprem olacagini ve bunun için bölgenin takip altina alindigini anladi. Ve bunu kendi amaçlari dogrultusunda yaklasik 48 gün ve 240 km hata ile yayinladi. Ancak ne bu bilimadamina, ne de yayinina daha sonra nedense kimse dikkat etmedi. Izlenen bu enerji birikimi bir süre sonra depreme neden olabilecek büyüklüge erisecek ve belkide Istanbul'u da tehdit edecek hale gelebilirdi. Bu noktada, Amerikalilar acaba konuyu Türk makamlarina haber vermislermiydi.? Ama o gece Gölcük'te askeri tesiste ve Marmara denizinde bu Tesla makinesi kurulmus ve çalismaya hazir hale getirilmisti bile. Türk makamlarina acaba bilgi verilmismiydi. Yoksa Türk makamlarina Istanbul'da olabilecek bir depremin basincini azaltacak bir askeri sistemi deneyeceklerini mi söylemislerdi.? Yoksa bunun rutin bir askeri durum oldugunu mu düsünüyorlardi.? Bu sorularin cevaplari hala bir sir. Gölcük Donanma Komutanligi'nda görevli asker, astsubay ve subaylar, Donanma karargahinda garip birseyler oldugunu farketmislerdi. Bu konuyla ilgili bilgiler de nasil olduysa yukarida ismini zikrettigimiz dergide yer almisti. Peki
Israil askerlerinin bu projedeki yeri neydi.? Israilli askerler ve üst
düzey subaylar o gece Gölcük'te ne ariyorlardi.? Ancak hesapta doganin oyunu yoktu. Olusan deprem hem beklenenden çok uzun süreli, hemde çok daha güçlü çikti. Siddeti 7.4'e ulastiginda Amerika'da aletler 7.8'I gösteriyordu. Ve büyük bir patlama ile hersey kontrolden çikti. Tesla deprem makinesi, depremin enerji gerilimine dayanamayip parçalandi ve ortaya çikan güç yeraltinda muazzam bir patlamaya neden oldu. Ve bu yeralti labaratuvarlarinin tam üstündeki, herseyden habersiz uyuyan yüzlerce askeri barindiran ve 8 siddetindeki depreme dahi dayanikli olmasi gereken askeri tesisler un-ufak olarak dagildi. Hesaplarda hata yapilmis, belkide fay hattinin tepkileri ve enerji dagilim degerleri yanlis hesaplanmisti. Her ne olduysa oldu ve doganin beklenmeyen bu tepkisi bütün çevreyi yerle bir etti. Bir önlem olarak tüm bölge ve hatta bütün Istanbul 4 saat süreyle bir haberlesme ablukasi altina alindi. Elektrikler kesildi ve telefonlar iptal edildi. Kimsenin birbiriyle haberlesmesi istenmiyordu. Cumhurbaskani dahi sabahleyin "benimde telefonlarim kesikti" seklinde garip bir açiklama yapacak ve bizde buna bir anlam veremeyecektik. Demirel tam bir saskinlik içindeydi. Ne yapacaklarini bilemedikleri için ne Cumhurbaskani, ne de Basbakan saatlerce birsey diyemedi, demeç veremediler. "Üzgünüz" dahi diyemediler. Ancak sabah saat 09:00 sularinda televizyon ekranlarinin karsisina geçip halka üstün körü bir açiklama yapabildiler. Durum vahimdi. Hatta belkide Clinton dahi o anda konuya ilk kez vakif olan yardimcilarindan ve olaganüstü Milli Güvenlik konseyinden görüs aliyor ve Türkiye'ye nasil yardim edilecegini hesapliyordu. Hemen gerekli sihhi yardim ekipleri organize ediliyor ve bölgedeki tüm Amerikan askeri birlik ve filolarina Türkiye'ye dogru hareket emri veriliyordu. Amerika diyetini Türkiye'ye tam destek vererek ödemeye çalisiyordu adeta. Bu arada devreye Avrupa ülkelerinin liderleri de giriyor ve belkide onlardan da Türkiye için sözler aliniyordu. Yunanistan bile harekete geçirilerek Türkiye'ye karsi olan hasmane tutumuna son vermesi saglaniyordu. Tüm Bati baskentleri hareket halindeydi, panik yoktu. Hersey kontrol ve koordinasyon altindaydi; bir tek Türkiye disinda. Bizde ise sanki bir emrivaki felakete karsi nasil tavir almalari gerektigine bir türlü karar verilemiyor; kararsizlik içinde bocalayarak büyük bir gizlilik içerisinde ne oldugunu anlamaya çalisiyorlardi. Sabah saat 03:05 ile 06:30 arasinda Bati'da bu hareketlilik yasanirken bölgede de çok hizli ve çok gizli bir askeri hareketlilik hakimdi. Ancak herkes kendi derdine düsmüs oldugundan bu olaganüstü gizli operasyondan kimsenin haberi olmuyordu. Böylece bu isi planliyanlar, gecenin karanligindan da yararlanip denizaltindan parçalari yere vuran Tesla makinesinin kalintilarini toplayip, yeralti ve yerüstündeki tüm delilleri de yok ediyorlar ve hatta belkide insanlari canli canli gömerek tüm izleri yok etmeye çalisiyorlardi. Ve bölgeye son hizla gelen Rus arastirma gemisi dahi sabah saat 06:30'da bölgeye vardiginda, havanin aydinlanmasiyla birlikte etrafa delil olabilecek tek bir cisim bile kalmamisti. Deniz altinda olusan radyasyon anlasilmasin, dibe çöken kalintilar arastirilmasin ve patlama sonucu meydana gelen denizalti krateri ve çukur ortaya çikarilmasin diye bu bölge derhal askeri karantinaya alinarak dalisa yasak bölge ilan ediliyordu. Bütün
bu temizlikler yapildiktan sonra, Ecevit ve daha sonra da Demirel'in bölgeye
gitmelerine izin veriliyordu. Onlarin dahi ne bölgeye uçuslarina,
ne de telefon irtibati kurmalarina izin vardi. Sanki koskoca Istanbul
ve kocaeli bölgesi uzaydan gelen yaratiklar tarafindan abluka altina
alinmiscasina tam bir haberlesme karanligina sokulmustu. Tek bir telefon
dahi çalismiyor, elektrikler verilmiyordu. Ancak Ecevit ve Demirel,
belki de olan biteni içlerine sindiremediklerinden olsa gerek,
evleri kendilerine mezar olan binlerce insanimizin da acisiyla bir türlü
rahat hareket edip halkla bütünlesemiyorlardi. CNN haber spikerinin
"depremin ardinda PKK mi var?" Peki Amerika ne yapti sonra.? Hemen tüm imkanlarini Türkiye için seferber etmedimi.? Clinton Amerikan halkindan Türkiye'ye yardim etmelerini istemedimi? Kasim'da Türkiye'ye gelecegini ilan edip, Ecevit'in de bu arada Amerika'ya kendini ziyarete gelecegini haber vermedimi.? Ecevit belki de Amerika'ya bu felaketin ve binlerce sehidin diyetini konusmaya gidecekti. Nitekim gittide. Ardindan Clinton Türkiye'ye gelerek deprem bölgesini ziyaret etti. ABD'nin bu asiri ilgisi sadece müttefik olmasiyla açiklanamazdi. Bu arada, acaba hükümet içinden sizan bazi bilgiler, bazi bakanlarin yabancilara karsi saldirgan tavir takinmalarina neden olmus olamazmi.? Ilk anda çok yadirgadigimiz Saglik Bakani Osman Durmus'un "yabancilara tek hasta bile vermem ve onlardan kan da almam" demesini simdi yadirgayabiliyor musunuz.? ABD'nin saygin gazetelerinden New York Post'un haberine bir de bu gözle bakin: "Türk hükümeti, ABD'nin Deniz hastanelerini kullanmiyor.. Türkiye'deki siddetli depremde 27.200'den fazla kisi yaralandi. Ancak yetkililer tarafindan dün yapilan açiklamada, depremin meydana geldigi tarihten itibaren geçen iki haftalik süre içinde ABD tarafindan gönderilen Deniz Kuvvetleri'ne ait üç adet yüzer hastanede henüz tek bir hastanin bile tedavi edilmedigi bildirildi. Türkiye'ye gönderilmis olan uluslararasi yardimin çogunun kullanilmamasi Ankara'daki hükümetin elestrilmesine neden oldu. Türkiye'de yayinlanan Radikal gazetesi dünkü sayisinda 750 ton yardim malzemesiyle yüklü bir Israil gemisinin üç gün süreyle gümrükte tutuldugunu yazdi. ABD gemilerinin Izmit'e varisindan önce Türkiye Saglik Bakani Osman Durmus'un bu gemilere ihtiyaç olmadigina iliskin sözlerine genis bir sekilde yer verildi. Ancak ABD Büyükelçiligi, aralarinda 600'den fazla yatak tasiyan Kearsarge adli geminin de bulundugu üç adet yüzer hastaneyle ilgili olarak bir uyusmazlik yasanmadigini bildirdi." Ne
ölenlerimiz geri gelir, ne de anilarimiz. Ancak Izmit'te, Gölcük'te,
Yalova'da, Halidere'de, Avcilar'da, Bolu'da, Düzce'de ve daha nice
yerlesim merkezlerinde enkaz altinda yasamlarini yitiren binlerce Ahmet
Mehmet, Hatice, Ayse ve Ali'ye karsi bir vicdan borcumuzda mi olmayacak.?
Onlar geride gözleri yasli onbinlerce sevenlerini, sicakliklarindan
mahrum birakirken, sirf Kaliforniya'da Jony'ler, Susan'lar ve Alice'ler
yasasin diye yasamdan çalindiklarini dünya bilmesin mi..?
|
Tasarim
& Grafik: Metin OZKAN, 2007, TURKIYE
Bu siteyi en iyi IE4.0 ve uzeri browser, 800x600 ekran genisligi ve yuksek renk
modunda izleyebiliriniz.
Her hakki saklidir.